26 Aralık 2010 Pazar

Meydan-ı Şehir ...

Taksim Meydanı'ndan fotoğrafları koymuştuk. Bu sene bizim belediye de, yılbaşı için büyük hazırlıklar yapmış. Bunlar da Lüleburgaz'ın şehir meydanından görüntüler...



Bunlarda, benim de çekildiğim meydan görüntüleri ;))) ...



23 Aralık 2010 Perşembe

TAKSİM...

Ortalama ayda bir işyerim için İstanbul'a mal almaya gidiyorum. Bazen haftasonundan gidip, biraz da İstanbul'un keyfini çıkarıyorum.Bu enson gidişimde de yine keyif yaptım :))

Cumartesi akşamdan yola çıkarak, direkt Taksim'e gittim.Çok uzun yıllardır tanıdığım, çok değer verdiğim bir arkadaşımla buluşup felekten bir gece çalmaya karar vermiştik.Ne de güzel yapmışız bu kararı vermekle... :))

Lüleburgaz'a yakın olmasına ve İstanbul'a sık sık gitmeme rağmen, Taksim'e çok uzun zamandır gitmemiştim.Çok özlemişim ...



Yılbaşı arifesinde olduğumuz bu günlerde, heryer ışıklandırılmış, yollar insanlarla dolu, tam da görmek istediğim Taksim'le karşılaştım. Arkadaşım, İstanbul'un trafiğine takılınca birsüre yalnız başıma gezdim, Burgaz'daki arkadaşlarımı aradım nispet yapmak için ;), bakındım bakındım çok keyif aldım gerçekten.



Sonra arkadaşım geldi, Lüleburgaz'da midye tava yapan yer olmadığı için, çocuklar gibi midye tava yiyeceğim diye tutturunca,bir yerde bulduk ve yedik (Ne yazık ki özlediğim lezzeti bulamadım :(( )

Yukarıdan boğazı gören bir bara gittik.Oynadık oynadık, kurtların döküldüğüne karar verince oradan çıktık.Taksim gecem böylece sona ermiş oldu :( ama o geceyi planladığımıza ve doyasıya eğlendiğimize çok memnunum.Ben yılbaşını peşin peşin kutladım :)) Canım arkadaşım Eyüphan'a buradan teşekkürlerimi iletmek isterim, iyiki varsın ...

16 Aralık 2010 Perşembe

İşyerimde geçirdiğim günlerim ...

Hava çok soğuk... Dükkanda oturup zaman geçirmek yorucu oluyor böyle zamanlarda. Dış gözle işimi yorumlayanlara göre; ne güzel işte, boş boş oturuyorum bütün gün. Bilmiyorlar ki, en yoğun günüm, durgun günden daha az yorucu geçiyor. Kalabalık geçen bir günde insan kendini daha güçlü hissediyor.

İnsanın yapısında yok, boş oturmak, diye bir kavram bana göre. Mutlu etmez boşluk insanı. Farkına varmasa bile bir şekilde oyalıyordur insan kendisini. Hiçbir şey yapmadım, diyen bile birçok şey yapmıştır aslında o dakikalarda, yapmalıdır da.

Bana göre, ne şekilde olursa olsun, insanoğlu sosyal olmalı, farklı kişilerle konuşmalı, yeni kişiler tanımalı. Tanıştığımız her yeni kişi, yeni ve farklı yaşantıları öğrenmemiz için bir fırsattır çünkü ..

Dükkanın kalabalık olması, farklı müşterilerin aynı anda gelmesi ve onlara yetişebilme psikolojisi, çok mutluluk verici :) Kendimi kaybediyorum öyle günlerde, çok eğleniyorum.Ben eğlenirken, müşterilerim benden çok eğleniyor dolaylı olarak. Çünkü konuşkanım, çok konuşuyorum ve suratsız esnaftan bıkmış olan müşterilerim, benim dükkanımdan mutlu çıkıyorlar.Onları mutlu görmek beni daha da mutlu ediyor :))

Bu işin en güzel yanı, bana gerçekten güzel arkadaşlıklar kazandırmış olması... Bu da keyifli insan olup, insanlara pozitif enerji vermemden ve tabi konuştuğum insanların da pozitif insanlar olmalarından kaynaklanıyor.

Bu arkadaşlıkların daimi olması ve yenilerinin hayatıma eklenmesi dileklerimle...

11 Aralık 2010 Cumartesi

Spora başladım...




Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim, Lüleburgaz'da aktivitelere katılım oranı çoktur diye.Ben de o daimi katılımcılardanım :))



Bir sene T.Halk Müziği, 2 sene de halkoyunlarına gittikten sonra, bu sene de spor salonuna başladım.Step, plates ve aerobik yaptıran genç, çok sempatik bir hocamız ve genelini öğretmenlerin oluşturduğu, her yaştan katılımcı arkadaşlarımız var.
Gerçekten çok eğlenceli.Çünkü yaparken de gülüyoruz, yapamadığımızda da birbirimize gülüyoruz :)) Her çalışma sonunda, heryerimiz ter içinde, neremiz çalıştıysa oramız ağrıyarak eve
dönüyoruz.
Başlayalı 3 hafta oldu, ağrılara rağmen her çalışmayı iple çekiyorum. Herkese tavsiye ediyorum.Bu konuda yine yazılar ekleyeceğim

10 Aralık 2010 Cuma

Kış..

Bu sene "Kış" hiç gelmeyecek sandım.Ekim geçti yaz gibi, Kasım geçti yaz gibi, Aralık'ın ilk günleri bile yaz gibiydi.Sonunda bugün Lüleburgaz ilk karını gördü..

Bütün gece, sabaha kadar yağmur yağdı.Sabah hazırlanırken bir baktım ki, hava kara çevirmiş.Ama yağmur üstüne kar yağınca hiçbir yer kar tutmadı tabii.

Aslında Lüleburgaz çukurda kalan bir ilçe.Civar şehirlere (yükseltisi fazla olan) kar yağarken, Burgaz'da ancak o şehirlerin soğuğu olur, yani Burgaz kışları ayaz bir memlekettir.Bu sene karı gördük, inşallah devamını da görürüz.Madem soğuğunu çekiyoruz, biraz da kartopu eğlencesini yaşayalım değil mi ama ;)))

Sevgilerle...

Merhaba

Merhabalarrr...

Çok olmuş sayfama girmeyeli, bir yazı eklemeyeli..

Galiba kendimi biraz kısır döngüye soktum yazı konusunda, konularımı farkına varmadan sınırladım ve dolayısıyla da tıkandığım yerde bıraktım yazmayı.

Bu sefer kendimi daha rahat bırakacağım ve aklıma gelen ,hoşuma giden herşeyden bahsetmeye çalışacağım.

Dilerim sizin de ilgi alanınıza giren, hoşunuza giden konular olur ve beraber birşeyler paylaşmış oluruz..

11 Temmuz 2009 Cumartesi

KADIN OLMAK !!! ....

Bir kadın çocuktur aslında… Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister.Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını… Ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..

Bir kadın güçlüdür aslında...Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgidir aslında...İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz. Zor sever; ama, tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer alamazsınız. Her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette Bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri ”acımak" duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında...Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın çılgındır aslında...Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Üreticiliğinin sınırı yoktur ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler. Hoyratça harcamaz üreticiliğini. Sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile. Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? Anlıyorsanız ne mutlu size. Anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz!

............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!

....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!

kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!

öyle olsaydı ezilirdi......!!!

üstün olsun diye başından da yaratılmadı......!!

AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI......

Eşit olsun diye......

kolun biraz altında...

Korunsun diye...!!!

KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!

Can DÜNDAR..........

İŞTE, MÜKEMMEL BİR VİDEO....